Birlikte Var Olmak

Birlikte var olmak

Toplum her ne kadar ortak geçmiş ve kültüre sahip insanların bir araya gelmesiyle oluşmuş bir varlık alanı ise de, bireylerin mülkiyetinde değildir.
Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinlikler bütününün ilk formu olan ‘’kültür’’ uzlaşmanın ana fikrini oluşturur. Temel hak ve özgürlüklerini dilediği biçimde yaşayan toplumlarda, birey kendini, toplumu,ve dünyayı keşfetme alanı bulur ve farkındalığı artar. İlişkileri ile de kültürel dünyayı şekillendirir. Kültürün içindeki gelenek ise ortak ruhun, mirasın olgunlaşmasıdır. Birlikte yaşamanın düşünsel içeriğinin yapı taşı ise ‘’ortak dünya’’dır.

Temeli birlikte var olmaya dayalı sistemlerde yaşam, eşit, adil, özgür ve ortak üretime dayalı bir süreklilik gerektirir. Bireyler arasındaki ilişkilerin düzeni, davranış kalıpları -ki bunlar dil ve kültür sayesinde oluşur- dengelidir. Toplumlardaki bireysellik ‘’biz’’e dönüştüğünde ‘’gerçek ortak yaşam’’ın temelleri atılmış olur. Aksi halde kopuş ve yok oluşlar kaçınılmaz olur.
Bir alan ve ifade arayışı
Tüm bu döngü içinde ve tanıklıklarla bir noktada ortaya çıkan farkındalıklar, ifade alanları, biçimleri aramaya başlar. Bu, kimi zaman kelimeler ile kimi zaman ise sembolik anlatımlar olur. İşte bu farkındalıklar ve aktarım ihtiyacının duygu, düşünceyle birleşmesinde doğar sanat ve sanatçı.

Güçlü bir üretme ihtiyacına sahip sanatçılar için her şey tetikleyici olabilir, bir bağ kurar sanatçı kendiliğinden, birbirini takip eden, bir zincir gibi birbirine eklenen ve tamamlanan bir süreçtir bu. Yaşamsal ve toplumsal sorunların benliğindeki yansımaları seçtiği ifade tarzıyla ortaya çıkar. Sorunu sadece ifade aktarmaya çalışmaz zaman zaman dönüştürmek de ister.
Anlamlar anlaşılır, mesajlar alınır, doğrular bulunur, umutsuzluk içindeki umutlar yeşerir. Parçaları birleştirirken kullandığı anlatımlara yüklediği görsel algı ile de sanatını zenginleştirir.
Sanat ilim değildir, ancak her sanatçının üretimlerinde kendine has bir dil ve ilim vardır çünkü sanat süreklidir. Her izleyicinin algısı ve yeniden okumasıyla eser sürekliliğini devam ettirir.
Simgeseldir, görüneni değil içerdiği anlamların kavranmasını ister. Her okumayla devinir, değişir, yeniden doğar, evrensel boyuta taşınır.

“TabularasaTransnational Art Platform”, on farklı kültürden ve disiplinden yirmi sanatçıyı,
bugün evrenin ortak sorunu olan küresel ısınma, iklim krizi, ekolojik dengenin bozulması/korunmasıyla ilgili farkındalığın artmasını vurgulamak amacıyla bir araya getirdi.

Toplumsal bilincinin oluşturulmasında büyük önem taşıyan sanat ve çoğulcu, çözümleyici ortak bir küresel mücadele çağrısı amacında olan sanatçılar, bizleri yok olma tehlikesi içindeki güzelliklere ve değerlere karşı duyarlı olmaya çağırıyorlar.

Sürdürülebilirliği sağlamak için artık herkesin bir yaşam biçimi olarak benimsemesi gerekli olan “Biz dünyayı atalarımızdan miras almadık, çocuklarımızdan ödünç aldık” ifadesine yeniden bakmalı ve yeryüzünün biricikliğine yapılan vurguyu göz ardı etmemeliyiz.

İnsanlık için. Gelecek için. Korumak için. Yaşatmak için.

Küratör Beste Gürsu